96’dan 2014’e kaliteli bir hikaye: Fargo

  96 yılında kafası karışık kardeşler Ethan & Joel Coen'in çektiği Fargo sinema klasikleri arasında yer alır. Suç filmlerinde ortaya koydukları sıradışı detaylar ve Tarantino filmlerinde de rastladığımız ucuz diyaloglar ilgimi çekmişti.

  Bundan birkaç ay önce Fargo isminde bir dizinin çekildiğini duyduğumda gözatmaya üşenmiştim. Sonra bundan bir iki hafta önce Emmy ödülünü de aldığını duyunca izlemeden yapamayacağımı biliyordum. Mini dizinin künyesinde Coen biraderleri gördüğümde ise bir an önce izleyeceğime çoktan karar vermiştim.

  Öncelikle iki hikayenin arasındaki ilişkiyi özetleyeyim. Sanki bir lanetin sessiz sakin bir kasabada kuşak değiştirmesi gibi bir şey. Filmdeki bazı detayların organ nakliyle diziye geçtiğini ve orada yaşamını boyutlandırdığını söyleyebilirim.

  Diziye odaklanırsak, ezik bir tip olarak 40-45 yaşlarına gelmiş olan Lester Nygaard, ekonomik sıkıntılarla beraber eşiyle arasındaki ilişki de iyi değildir. Bunun dışında eşi Lester'a sürekli kardeşini örnek gösterir. Yine böyle normal günlerden birinde lisede başına musallat olan arkadaşı(!) Lester'ı pataklar. Sonunda Lester da hastaneye gitmek durumunda kalır.

  Lester'ın hastanede tanıştığı sıradışı karakter Lorne Malvo onun yerine karşılıksız çocukluk arkadaşını öldürmeyi teklif eder. Net bir cevap veremese de Malvo cinayeti işler. İşinde uzman olan Malvo, sonrasında da birçok cinayete imza atar.

  Lester ise evde tartışırken karısını öldürür. Sinsi zekası ve Malvo'nun yardımıyla cinayetten yırtsa da onu sürekli rahatsız edecek olan kasabanın polis memurlarından birisi vardır. 

Diziyi izlemeye karar verenler buradan sonrasını çok da okumasın. Karısını öldürüp suçu kardeşinin üzerine yıkan Lester, yeni bir hayat kurmuştur. Makyavel bir mantıkla hareket etmeye başlayan başlayan başkahramanımız, kendi mekanını açmış ve yılın en başarılı sigortacısı olmuştur. Ayrıca bürodan arkadaşı Asyalı bir kadınla evlenmiş mutlu bir hayat sürmektedir. Bir gün Vegas'ta eğlenirken yine Malvo'yla karşılaşır ve üç cinayete daha tanık olur.


  Bu sırada Lester'ın hayatındaki değişim dış görünüşünü de etkilemiştir fakat işin peşini bırakmayan kasabalı polis memuru suçlunun Lester olduğunu bir dizi olayın sonunda kanıtlar. Lester pes etmez ve kaçar ama bu kez çözülmeye başlamış göl buzları onu taşımayacaktır.

  Hayat işte, böyle bir şey.